Anasayfa | Uzay | Hiç düşmeyen uçaklar!

Hiç düşmeyen uçaklar!

Font boyutu: Decrease font Enlarge font
image

Bediüzzaman: "Bak bir saltanatın haşmetine ki, gemileri ve tayyareleri (uçakları) içinde öyleleri var ki, bin defa küre-i arz kadar bir cesamette ve bir saniyede sekiz saat mesafeyi kat eden sürattedir."

Bediüzzaman Said Nursî:

Şu kâinattaki ecrâm-ı semâviyenin kıyamları, devamları, bekaları, sırr-ı kayyûmiyetle bağlıdır. Eğer o cilve-i kayyûmiyet bir dakikada yüzünü çevirse, bir kısmı küre-i arzdan bin defa büyük milyonlarla küreler, feza-yı gayr-ı mütenâhi boşluğunda dağılacak, birbirine çarpacak, ademe dökülecekler. Nasıl ki, meselâ havada, tayyareler yerinde binler muhteşem kasırları kemâl-i intizamla durdurup seyahat ettiren bir zâtın kayyûmiyet iktidarı, o havadaki sarayların sebat ve nizam ve devamlarıyla ölçülür. Öyle de, o Zât-ı Kayyûm-u Zülcelâlin madde-i esiriye içinde hadsiz ecrâm-ı semâviyeye nihayet derecede intizam ve mizan içinde sırr-ı kayyûmiyetle bir kıyam, bir beka, bir devam vererek, bazısı küre-i arzdan bin ve bir kısmı bir milyon defa büyük milyonlarla azîm küreleri direksiz, istinatsız, boşlukta durdurmakla beraber, herbirini bir vazifeyle tavzif edip gayet muhteşem bir ordu şeklinde, emr-i kün feyekûn’dan gelen fermanlara kemâl-i inkıyadla itaat ettirmesi, ism-i Kayyûmun âzamî cilvesine bir ölçü olduğu gibi, herbir mevcudun zerreleri dahi, yıldızlar gibi, sırr-ı kayyûmiyetle kaim ve o sırla beka ve devam ediyorlar.

Lemalar, Otuzuncu Lem´a, s. 337

***

Bu âlem şehrinde, dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları—bir kısmı, kozmoğrafyanın dediğine bakılsa—küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa süratli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor. Okuduğunuz kozmoğrafyanın dediğine göre, küre-i arzdan bir milyon defadan ziyâde büyük ve bir milyon seneden ziyâde yaşayan ve bir misafirhâne-i Rahmâniyede bir lamba ve soba olan güneşimizin yanmasının devamı için, hergün küre-i arzın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin arz kadar odun yığınları lâzımdır ki, sönmesin.

Sözler, o­n Üçüncü Söz, s. 143

***

Bak bir saltanatın haşmetine ki, gemileri ve tayyareleri içinde öyleleri var ki, bin defa küre-i arz kadar bir cesamette ve bir saniyede sekiz saat mesafeyi kat eden sürattedir. İşte, böyle bir Sultana ubudiyet ve imanla intisap etmek ve şu dünyada o­na misafir olmak ne kadar âli bir saadet, ne derece büyük bir şeref olduğunu kıyas et.

Mektubat, Üçüncü Mektup, s. 21

***

Hem, semâvât meydanında, denizinde, fezâsındaki yıldızlar ise, mutî neferler, muntazam sefîneler, hârika tayyâreler, acâip lâmbalar gibi vaziyetiyle, Senin saltanât-ı ulûhiyetinin şâşaasını gösteriyorlar.

Lem'alar, Münacat, s. 351

***

Meselâ, tayyâre-i beşer Kur’ân’a dese: “Bana bir hakk-ı kelâm ver, âyâtında bir mevkî ver.” Elbette o daire-i Rubûbiyetin tayyâreleri olan seyyârât, arz, kamer, Kur’ân nâmına diyecekler: “Burada cirmin kadar bir mevkî alabilirsin.”

Sözler, Yirminci Söz, s. 240


LUGATÇE:

tayyare: Uçak.

küre-i arz: Dünya.

cesamet: Büyüklük, irilik.

ecrâm-ı semâviye: Gök cisimleri, yıldızları, kütleleri.

sırr-ı kayyûmiyet: Allah’ın, varlığı ve diriliği her an için olup, gökleri, yerleri her an için ayakta tutması sırrı.

feza-yı gayr-ı mütenâhi: Sonsuz, nihayet bulmaz uzay.

adem: Yokluk.

kasır: Saray.

kemâl-i intizam: Tam bir düzen.

emr-i kün feyekûn: Allah’ın, bir şeye “ol” deyince o­nu hemen meydana getiren emri, işi.

 

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum):

Yorumunuzu Giriniz comment

Gördüğünüz resmi lütfen giriniz:

  • email Arkadaşına postala
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Sade yazı
Etiketler
Bu yazı İçin etiket bulunmamaktadır
Bu makaleyi oylayın
5.00